Buna iki türlü cevap verilebilir: Biri akli delillerle, diğeriyse manevi delillerle. Bu soruya aklen şöyle karşılık verilebilir.
Cemaat ancak sayıca kalabalığa denmez. Bin, yüz bin veya bir milyon insana cemaat denmez. Doğrusu birlikte çalışmaya karar vermiş fertlerin toplamına cemaat denir. Bu fertlerin işbirliğiyle hazırlanmış belli bir programa göre çalışmalarını sürdürmeleri de şarttır. Bu şekilde faaliyetlerini sürdüren beş altı kişi de olsa onlara cemaat denir. Ama bu gibi nitelikleri taşımayan milyonlarca insan kitlesi de olsa ona cemaat denmez.
Hz. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Mekke’de peygamberliğini iddia ettiği zaman ilk gün kendisine inanan sadece dört kişi oldu. Beşincisi de kendisiydi. İşte bunlar beş kişi olduğu halde yine de bir cemaat idiler. Fakat nüfusu sekiz dokuz bini bulan Mekkeliler bir cemaat değildiler. Bütün Arabistan’daki halk ta bir cemaat değildi. Çünkü onlar ne işbirliğiyle çalışmaya karar verdiler ne de onların belli bir programı vardı. Onun için böyle bir soruyu sormadan önce biraz düşünmek gerekir. Acaba şu anda Müslümanlar bir cemaat midirler? Bütün dünya Müslümanları tüm işlevlerinde hep birlikte, el ele vererek çalışmaya karar verdiler mi? Veya belli bir programı var mıdır? Kaldı sempatizanlık meselesi… evet, onu kabul ediyorum. Müslümanlar birbirlerine karşı sempatik duygular beslerler. Fakat bu gibi duygular bütün Müslümanlarda yoktur. Aralarındaki ihtilafları giderecek bir yöntem veya nizam da yoktur. Görüş ayrılığı cemaatte de çıkabilir.
Kaynak:
Neden Ayrı Bir Cemaat?
