[1]
Bundan sonra âyeti kerimede “Onlar verdiklerimizden harcarlar” buyrulmuştur. Bu âyette takva sahibi için “mimmâ” kelimesi kullanılmıştır. Çünkü o bu makamdayken kördür. Bu yüzden Allah (c.c.) bu kelimeyi kullanmıştır. Bu yüzden Allah’ın (c.c.) verdiklerinden bir miktarını Allah (c.c.) yolunda da harcar. Ama gerçek şudur; eğer o sağlam bir göze sahip olsaydı o zaman zannettiği gibi kendisinin hiçbir şeyin sahibi olmayıp her şeyin sahibinin Allah (c.c.) olduğunu anlayacaktı. Ama bu takva makamına özgü hicaplardan biridir. Bu durumda ondan istenen Allah’ın (c.c.) verdiğinden bir miktar vermesidir. Peygamber Efendimiz son hastalığı esnasında Hz. Ayşe’ye (r.a.): “Evimizde ne var” diye soruyor. Hz. Ayşe, evde bir dinarın bulunduğunu söyleyince, Efendimiz “bir dinarın bile bizde bulunması şanıma yakışmaz” buyurdu. (Yani onun sadaka edilmesini istedi.) Peygamber Efendimiz takva makamından daha öte makamların sahibi olduğundan dolayı, onun için “mimme” şeklindeki kelime kullanılmadı. Çünkü bir miktarı evde saklayıp bir miktarı Allah (c.c.) yolunda harcamak köre yakışır. Ama takva makamı ve bu davranışın her ikisi, lazım-ı melzumdur[2]. Allah (c.c.) yolunda bu kadar vermesi bile nefsiyle bir mücadeledir. Ama Peygamber Efendimiz hiçbir şeyi (evinde) saklamayıp hepsini Allah (c.c.) yolunda harcadı.
Kaynak:
İnfak (Allah’ın verdiğinden harcamak)
