Özgür Pazar | İnternet Özgürlüktür – Otomatik İmlemeBloom

Bir tahlil, bir teşhis ve tedavi

 Bir tahlil, bir teşhis ve tedavi

 Bir tahlil, bir teşhis ve tedavi

roadtoserfdom 300x246 Bir tahlil, bir teşhis ve tedavi

Medeniyet yolunda beklenmeyen bir dönemece rastlayınca, umduğumuz devamlı terakki yerine eski barbarlık devrini hatırlatan tehlikelerle karşı karşıya gelince her şeyi itham eder, fakat kendimizi itham etmeyi asla düşünmeyiz

F.A Hayek

Bir sözcüğün ifade ettiği mana onun insanların zihinlerinde bıraktığı ize karşılık gelir. Kimi sözcükler birçok kişinin zihninde benzer izler bırakır. Çünkü yüzyıllar boyu ifade ettiği mana hep aynıdır, her zaman aynı izi aynı renkte, aynı yoğunlukta bırakır zihinlere. Kimi sözcükler de vardır ki bazılarında derin kuyular kazırken bazılarındaysa silik bir yazıdan farksızdır. Sultan Fatih için “İstanbul”, Hitler için “ Nasyonal Sosyalizm” ve Ghandi için “özgürlük” sıradan birer sözcük olmaktan ibaret değildi elbette. Bu sözcükler onlar için ağır bir pozitiflik ifadesiyken, bir Bizans askeri için, bir Yahudi genci için ve bir İngiliz kumandanı içinse adeta şeytani bir olumsuzluktan ibaretti. Bu durumda, her lügatte yerini bulmuş olan “kölelik” ve “yol” ifadeleri kimler için ne ifade etmektedir? İnsanların zihinlerinde derin izler bırakacak kadar büyük manalara muktedir kelimeler midir? Öyle olduğu varsayılırsa, bu muktedirlik ne kadar pozitiftir veya kimin için ne kadar olumsuzluk çağrışımı yapmaktadır? Bu sorulara cevap verebilmek için belki de bu kelimelerin tarihi süreçlerine göz atmak, kimler için neler anlattığına bakmak yeterli olacaktır.

Kelimelerin dünyası : “yol” ve “kölelik”

Bu bağlamda, “yol” sözcüğünü ele aldıktan sonra “kölelik” kavramına değinebiliriz.  Kime ne mana ifade ettiğine baktığımızda “yol” sözcüğünün tarih boyunca pek değişime uğramadığını anlamak o kadar da zor değil. Bir gurbetçiyi sılaya, sevgiliye, anaya-babaya götüren yol, bir öğrenciyi mektebe, bir avcıyı ava, bir askeri ölüme götürürken bir tasavvuf ehlini Allah’a bir Budist’i nirvanaya götürür. Dikkat edecek olursak “yol” birilerini hep bir yere ulaştıran araç, çizgi ve bazen süreçtir.  Sonunda bir “menzil”- İngilizce deyimiyle “destination”- vardır. Bir yere ulaştırmıyorsa, bir son noktası yoksa o artık “yol” sözcüğüyle tarif edilmez, belki daha çok “damar”, “döngü” ve “dolanım” sözcüklerinin kapsamına girer.

Ve “kölelik”… Modern dünyamızda dahi altın tahtında hüküm sürmeyi başarabilen o gizemli sözcük… İnsan ilkel iken henüz kimsenin zihninde yer edinmemiş, zaman ilerledikçe atılan bir tohumla kök salmaya başlamış, toplumsallaştıkça büyüyen ve bir zaman sonra artık baş edilemeyen hükümdar bir sözcük haline gelen “kölelik”. Maalesef her toplumda mutlaka başka bir isimle kendisine yer edinebilmiştir.  İşte İngilizlerin “serf” leri, Almanların “leibeigenschaft”ları, Memlüklerin “gulaman”ları, Perslerin “xulam”ı… hepsi aynı şeyi ifade etmekte: Sınıflara ayrılmış insanlar ve bunların en alt tabakası olan köleler.

Köleliğe giden yol…

Kelimelerin bu büyülü dünyasında dolaşmamın sebebi etimolojik bir kaygı taşıdığım değil, siyasi ve iktisadi ağırlığı olan bir eseri okurken zihnimde derin izler bırakan bu iki sözcüğü tahlil ederek bu eserden maksimum faydayı elde edebilme düşüncesiydi. F. A. Hayek’in “The Road to Serfdom” ismini verdiği kitabı Türkçede “Kölelik Yolu” olarak karşılığını bulmuş.  Hayek’in, bir “menzil”e ulaştıracak olan “yol”u “kölelik” e çıkarması elbette bir tesadüf değildi. Tahlilimizde de gördüğümüz gibi bir “yol”a girmeniz durumunda varacağınız yer iki seçeneklidir. Biri olumlu biri olumsuz ki bu olumluluk durumu dahi tartışmaya açık bir mevzu. İşte bu noktada “yol” sözcüğünün Hayek’in zihninde bıraktığı derin olumsuz mananın kaynağına ulaşabiliyoruz. Çünkü “yol” “kölelik”e, yani başlı başına bir negatif kutba götürmekteydi.  “Kölelik” neden negatif bir kutuptur demeye de lüzum bulmuyorum çünkü günümüzde her farklı fikir ve ideolojiyi benimseyen insanın dahi üzerinde mutabakata vardığı nadir durumlardan biridir bu.

İşte Hayek’in düşünceleri bu noktada büyük anlam kazanıyor. Onun bahsettiği kölelikle diğer insanların bahsettiği kölelik kavram itibarıyla aynı, yalnız o insanların bu “kölelik yolu”na girmelerinin sebeplerini kendilerinde buluyor.  …“ her şeyi itham eder, fakat kendimizi itham etmeyi asla düşünmeyiz” tam da bunu ifade ediyor ve sonra şöyle devam ediyor: “ hepimiz en nurlu görüşlere uyarak elimizden geldiği kadar uğraşmadık mı, en güzide zekâlarımız dünyamızı daha iyi bir hale getirmek için durmadan çalışmadılar mı? Netice tasarladığımızdan bu kadar farklı olduğuna göre, habis kuvvetler tarafından planlarımızın bozulduğu meydanda değil midir?Ve burada teşhisi koymuştur artık. “Habis kuvvet” veya “habis yol” yani bir otorite, bir hükümdar. Bu cümlelerle bütün kitapta ortaya koyduğu hastalıkları, varılan negatif “menziller”i çok açık bir şekilde ifade ediyor ve tedaviyi de ortaya koymaktan geri kalmıyor: “Bizi daha iyi bir hayata götüren “yol”umuza yeniden koyulmadan önce yenmemiz lazım gelen uğursuz bir kudretin kurbanı olduğumuz aşikâr değil midir?İşte hedef;  yenilmesi gereken uğursuz bir kuvvet…

Yalnız burada özellikle bir noktaya değinmek gerekir. Bizi köleliğe götüren bir “yol” olduğu gibi, kurtaracak olan da yine bir “yol” olarak belirtiliyor. Belki bu durumda yine kelimelerin büyülü dünyasına girip “yol” sözcüğünü “döngü”, “damar” gibi bir sözcükle değiştirmemiz gerekiyor. Ve böylece bir yere varmak durumunda kalmayacak, sürekli hareket halinde olacak, sürekli gelişmekte ve buna rağmen yine kendimiz olarak kalacağız.

 Bir tahlil, bir teşhis ve tedavi

http://feedproxy.google.com/~r/BirKalem/~3/v-4_I9uvl5w/bir-tahlil-bir-teshis-ve-tedavi

Rastgele Yazılar

Yorum Yaz
İsim ↓
Mail ↓
Web Site ↓
Bu yazı ile ilgili ne düşünüyorsun ↓
Yorum Yaparken Ahlaki değerlere dikkat ediniz.

Kategoriler
Son Yazılar
Etiketler