Bilindiği üzere 12 Eylül 2010 tarihinde referanduma sunulmak suretiyle TBMM anayasa paketini kabul etti. Kullandığımız anayasanın artık çağımız gereklerinin gerisinde kaldığı ve değiştirlmesi gerektiği aşikar bir durumdur. Peki bu durumda toplumun bazı
kesimlerinden tepki çeken yeni anayasanın tepki çeken yenilikleri hangi nedenlerle eleştirilmekte ve iptal davası açılmaktadır.
Bu noktada, tartışılan iki maddeyi irdelemekte yarar var. İlki HSYK’nın üye sayısının ve seçilme yöntemiyle ilgili değişiklik, ikincisi ise Anayasa Mahkemesi ile ilgili geniş değişiklik paketidir. Bu değişiklikle mahkemenin üye sayısı artıyor ve görev alanı genişliyor. CHP öncülüğünde 110 milletvekilinin başvurusuyla bu iki maddenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurdu. Mahkeme de başvuruyu incelemek üzere gündemine aldı. Ancak sorun bu noktada ortaya çıkıyor. Anayasa Mahkemesinin bu konudaki tek yetkisi yasa değişikliği ile ilgili şekil denetimi yapabilmesidir. Ancak Anayasa Mahkemesi 2 yıl önce değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddeler kapsamından yola çıkarak bazı maddeleri bu kapsamda değerlendirmesi sonucunda şekil denetimi haricinde içerik denetimi de yapmaktadır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin buradan yola çıkarak referandumu tamamen iptal etme girişiminde bulunabileceği gerçeği ortaya çıkıyor.
HSYK’nın ve Anayasa Mahkemesinin üye sayısının artacak olması hukuk devleti ilkesinin dışına çıkıldığı düşüncesi ile pek bağdaşmıyor. Bu nedenle Anayasa Mahkemesinin buradan hareketle bir iptal davasına girişmesi pek mümkün değil. Bu nedenle Anayasa Mahkemesinin muhtemel çıkış noktası seçim sisteminin demokratikliğe aykırı bulunması ve iptali gibi gözüküyor. Bu nedenle Anayasa Mahkemesinin muhtemel iptal kararını seçim yönteminin anti-demokratik olması gibi bir nedene bağlayacağını düşünüyorum.
Kaynak:
AYM ve Anayasa Kararı
