9 Mayıs 2010 tarihli Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitim Giriş Sınavı (ALES) henüz açıklanmamış ve üzerinden kısa bir zaman geçmişken ALES’e dair tartışmalar yeniden eğitim kulislerindeki yerini almış durumda.
Tartışmalardaki genel soru ALES’in akademik becerileri ne ölçüde ölçebildiği. Haliyle de alışılagelmiş argümanlar başını alıp gidiyor bu fikir savaşlarında. Üç saatlik sınavla bilgi mi ölçülür? diyenlerden tutun da, ALES tamamen kaldırılmalı, lisans mezuniyet notları esas alınarak yerleştirme yapılmalı diyenlere kadar onlarca öneri birbirini kovalıyor. Benim de bazı sorularım var açıkçası:
Üç saat ile sorununuz nedir tam olarak? Yani sınavlar 1 saate mi düşürülsün yoksa yetmez 5 saat mi isteriz diyorsunuz?
ALES genel yetenek ve sözlü anlama, kavrama becerilerini ölçmeyi amaçlamaktadır ve bunu da makul ölçülerde yaptığı kanısındayım. Peki siz nasıl bir sınav önerirsiniz?
ALES tümüyle kaldırıldı diyelim, nasıl bir alım süreci öngörüyorsunuz? Sizce lisans mezuniyet notları ne ölçüde adil ve belirleyici bir gösterge olabilir?
Her şeyi eleştirmekte son derece başarılı olduğumuzu kabul ve takdir ediyorum doğrusu. Ancak üretici, yapıcı bir şeyler ortaya koymakta neden verimli olamadığımız da zihnimi meşgul etmiyor değil… Yıllarca adam kayırma, torpil, usulsüzlük gibi şeylerden yakınanlar giriş sınavları ile akademik personel ve lisansüstü öğrenci kabulü başladıktan sonra da bir türlü sınavları beğenemediler. Dil sınavları dili ölçücü nitelikte değildi, ALES ise akademik kapasiteyi… Bu durumda size bir başka alternatif sunalım sevgili dostlar: ilk TOEFL dönemine başvurup dil engelini aşın ve ardından GRE başvurusu yaparak ALES derdinden kurtulun. Böylece hem ulusal hem de uluslar arası düzeyde kabul gören iki sertifika ile her şey sizler için çok daha güzel olacaktır. Ne dersiniz..?
http://feedproxy.google.com/~r/BirKalem/~3/mSWdV1Rhbck/ales-ya-da
